top of page

Tanının Önemi ya da Önemsizliği

Güncelleme tarihi: 12 Ağu 2022

Bir psikologa başvuran kişiler başvurularını yapmadan önce kendilerindeki duruma bir tanı koyma eğiliminde olabilmekte veya bir psikologla görüşmeden önce sağlık alanında çalışan bir uzman veya yakınlarında bulunan birisi onlarda bulunan duruma bir tanı koyabilmektedir. Bu nedenle terapi sürecine başlayan bir çok kişi henüz terapi süreçleri başlamadan veya terapi süreçleri devam ederken kendilerine tanı koymaya çalışmaktadır. Zaman zaman ise ise söz konusu kişiler terapistlerinin kendilerine tanı koymasını istemektedir.

Tanı konusuna psikanalitik bakış açısıyla baktığımızda ortada alışılagelenden daha farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Söz konusu psikanaliz olduğunda aslolan kişilere konan tanılar değildir. Zira psikanaliz açısından çoğunlukla tanılar kişilerde bulunan birer semptomdan öteye gitmemektedir.

Konuya Lacanyen Psikanaliz özelinde yaklaştığımızda karşımıza "yapı" konusu çıkmaktadır. Temel olarak üç yapı vardır; bunlar nevroz, psikoz ve perversiyondur. Günümüz ana akım psikiyatride ve psikolojide bahsi geçen ve "bozukluk" olarak adlandırılan tüm tanılar bu üç kategoriden birisine oturmaktadır. Psikanaliz açısından "bozukluk" olarak adlandırılan çoğu tanı birer semptom olarak ele alınmaktadır. Dolayısıyla günümüzde popüler olarak kullanılan "depresyondayım", "obsesifim", "kaygı bozukluğum var", "kişilik bozukluğum var", "dikkat dağınıklığım var" gibi tanılar psikanalitik bakış açısından birer semptom olarak değerlendirilmektedir. Asıl olan nokta kişilerin kendilerinde tespit ettiği semptomlar değildir; zira bu semptomlar yüzeyde yer alan ve kişilerin bilinçli tarafları tarafından algılanan kısımlardır. Önemli olan nokta kişilerin bahsi geçen üç yapıdan hangisine oturduğudur. Bu yapılardan hangisine oturulduğunun anlaşılması ise kişilerin belirli bir süre bir psikanalitik çalışmanın içinde olmasını gerektirmektedir. Kişilerin hangi yapıya oturduğunun anlaşılmasının terapist/psikanalist açısından önemi vardır. Örneğin terapist/psikanalist görüşme yaptığı kişide psikotik bir eğilimden şüphelenirse o kişiyi dağıtmayacak aksine o kişiyi destekleyecek bir şekilde görüşmeler yapacaktır. Benzer bir şekilde, terapist/psikanalist görüştüğü kişinin yapısına bağlı olarak süreçte nasıl bir konum alacağına karar verebilecektir.

Psikanaliz üzerine çalışan bir klinik psikolog olarak bu üç yapıdan herhangi birisine oturan ve farklı şikayetlerle gelen kişilerle çalışmaktayım. Şu anda ergenler ve yetişkinlerle görüşmeler yapmaktayım. Söz konusu kişilerle bireysel olacak şekilde online ve yüz yüze seanslar gerçekleştirmekteyim.


 
 
 

Comments


Commenting has been turned off.

© 2023 by Felek Yoğan 

bottom of page